Yoğun Bakım Uzmanlığı Hakkında TYBD’den Açıklama!

TYBD Görüşü: 
Bilinir ki yasal düzenlemeler ihtiyaçdan doğar: Ya sorun yaşanıyordur, önüne geçmek gerekir; ya da olasılılığı kapıdadır, önlem almak gerekir. Ülkemizde sağlık standartlarını yükseltmeyi, ülke genelinde kolay erişebilir hale getirmeyi planlarken dünya standartlarında teşhis-tedavilerin ülke genelinde yapılabilmesinin belkide en önemli dayanağı olan üst düzey yoğun bakım hizmetlerinin durdurulmasına veya yetersiz hale gelmesine nasıl izin verilebilir? 

Sağlıktaki tüm olumlu gelişmeler gözönüne alındığında, önceleri tanı-tedavi için yurtdışına, daha sonra 3 büyük şehire hasta akının önünü kesen, ülkenin pekçok şehrinde dünyada yapılabilen büyük ölçekli operasyonların, girişimsel tedavilerin yapabilmesi olmuştur. Bu tedavilerin kendi riskleri ile birlikte bir de hasta grubunun “yüksek riskli” olması eklendiğinde normal servis koşulları olan kurumlar yetersiz kalmaktadır. Bu nitelikteki hastalar için cerrahi donanım, doktor ve diğer ekipler kadar, “üst düzeyde Yoğun Bakım Üniteleri”nin (3.Düzey YBÜ) olup olamaması da büyük bir önem arz etmektedir. Halkın bu konudaki farkındalığı sanılanın çok daha üzerindedir.

Tüm büyük cerrahi tedavilerin, organ nakillerinin, kalp-akciğer ameliyatlarının, ağır yaralanmaların, zehirlenmelerin, koma ve nörolojik hasarlı hastaların vb tedavilerinde başarılı olunabilmesi için yeterli ekip ve ekipmana sahip yoğun bakım üniteleri ile bu konuda tecrübeli ve yeterli sayıda yoğun bakım doktorlarına ihtiyaç olduğu tartışmasızdır.

Bu kurumlardaki “Üst Düzey Yoğun Bakım Üniteleri”nin (3.Düzey YBÜ) sayısı 1959’dan bugüne İstanbuldan başlayarak önce sadece eğitim hastaneleri ve üniversite hastanelerinde, günümüzde ise hemen her şehirde bulunması bu alanda özveriyle görev yapan uzman doktorların ( Büyük Çoğunluğunu Anestezi Reanimasyon Uzmanları oluşturur) varlığı sayesindedir.

Bürokrat ve siyasilerin son 10 yılda sağlıkta hedeflerini ve ülkede ihtiyaç duyulan 3.düzey YBÜ sayılarını belirlerken ve uluslararası kabul edilmiş düzeylerde planlamalar yapılırken yoğun bakım doktorları ile alakalı ne gibi bir tıbbi sorun tespit ettiklerini bilemiyoruz. Şu an Sağlık Bakanlığı’nın konu ile alakalı iradesi ile, kritik hastaların emanet edildiği “Yoğun Bakım hekimleri” ile alakalı gayet doğru planlamalar yapılırken, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonunda alınan kararlar ile halen her tür sağlık kuruluşunda işleri yürütmekte olan yoğun bakım doktorlarının %90’a yakının yetki ve sorumluluğunu ortadan kaldırılmakta olduğu bilinmekte midir? Lütfen 2 cümlelik bir metni irdelemeden “onay”lamanın nelere mal olabileceğini, zaman varken değerlendirilmesini sağlayalım.

Her yeni uzmanlık alanında yeni bir yapılanmaya gidildiğinde önce bu hizmeti yürütmekte olanlar tespit edilip bu hizmeti sürdürmelerine olanak sağlayacak şekilde belgelendirme yapılarak bir uzman havuzu elde edilir. Bu arada belge alma hakkı olan uzmanlar içinden “bilimsellik, araştırmacılık ve eğitmenlik” koşullarını da sağlayanlarla yeni uzmanları yetiştirecek eğitmenler belgelendirilir ve eğitim merkezleri oluşturulur. Ülkemizde bu ilk aşamada ne yazık ki yıllardır bu hizmeti yürütmekte olan ve “Yoğun Bakım” yan dal uzmanlık belgesini almayı hak eden yüzlerce meslektaşımızın başvuruları, uluslararası dergilerde yeterli yayını olmadığı, kitap yazmadığı, kongre düzenlemediği, kongrelere konuşmacı olarak davet edilmediği gibi bir uzmanda aranmaması gereken özelliklerinin mevcut olmadığı gerekçesi ile reddedilmiştir. 

Üzerinde çalıştığınız Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın Yedinci Bölüm, Çeşitli ve Son Hükümler başlığı altında verilmiş olan 21. Madde Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonunca aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“25/11/2012 tarihinden önce en az 3 yılı eğitim kurumlarında olmak üzere toplam 5 yıl süre ile yoğun bakım ünitelerinde çalışmış bulunan yan dal yoğun bakım uzmanlık dalının bağlı olduğu ana dal uzmanları ile çocuk yoğun bakım ünitelerinde çalışmış olan çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde ilgili yan dal uzmanlık belgesini almak üzere Sağlık Bakanlığına baş vurabilirler. Başvuranlardan, Bakanlıkça yapılacak veya yaptırılacak sınavda başarılı olanların uzmanlık belgeleri, Bakanlıkça düzenlenir ve tescil edilirler. Bu şekilde uzmanlık belgesi alanlar da diğer yan dal uzmanları gibi devlet hizmeti yükümlülüğünü yerine getirirler.” 

Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonunda oluşturulan bu şekli ile 21. Madde zaten hak mağduru olan yoğun bakım doktorlarına sağlık bakanlığınca sağlanan hak iadesi olanağını tamamen ortadan kaldırmaktadır. 

İlgili mevzuata göre yan dal uzmanlık sınavını kazanarak yoğun bakım yan dal uzmanlık eğitimine başlamış olan farklı ana uzmanlık dallarından toplam 208 hekimin, Sağlık Bakanlığı öngörülerine göre 2 yıl sonra gerçekleşmesi mümkün olan her yıl 150 civarında yoğun bakım yan al uzman hekimin sağlık ordusuna katılımının sayısal olarak ülkedeki halen 24 saat görev yapılan ünitelerin-hastanelerin (26.000 civarında yoğun bakım yatağı) ihtiyacını “10 yıl sonra bile karşılaması mümkün görülmemektedir. Ayrıca sanki hak eden hekimlere bu belgelerin verilmesinin kendilerine yapılmış bir haksızlık gibi algılayarak tepki gösteren bir kısım yan dal uzmanlık öğrencileri için uzun yıllardır 3.Düzey yoğun bakım ünitelerinde emek veren büyükleri ne rakip ne de eş kıdemdedirler. Savunduğumuz mağdur hekim grubu bu alanda ter dökerken, halen yan dal eğitimi alan meslektaşlarımız henüz öğrenciydiler. Onların da özlük ve mesleki hakları da eşdeğer yan dal öğrencileriyle birlikte tabii ki garanti altına alınmalıdır. Burada adalet ilkesine bağlı kalma kaygısı duyan Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonu üyelerinin bu konuda adalet ölçüsünde kıyas yapacakları uzman grubunun, “Hak mağduru yoğun bakım doktorları” ile “Yeni yan dal öğrencileri” olamayacağı gerçeğini görmelerini istiyoruz.

Kıyas yapılınca gerçekten “haksızlığın” daha önce “başka yan dallarda belgelendirilen uzmanlık alanları” ile eşzamanlı ve mevcut kanun/yönetmelik vb regülasyonların öngörülerine rağmen zamanında sonuçlandırılamadığı için Yoğun Bakım yan dal uzmanlarına yapıldığı açıktır. Bugün ise sanki onlar için özel bir statü oluşturuluyor algısı yaratılmış ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonu buna göre 21. Maddede değişiklik yapmıştır. Tasarıdaki en az 3 yılı eğitim kurumlarında çalışma, Bakanlıkça yapılacak veya yaptırılacak sınavda başarılı olma, ve devlet hizmeti yükümlülüğünü yerine getirme koşulları denge ve eşitlik sağlayacağım derken büyük bir meslek grubunun emeği, değeri, varlığı ve gereğini yok saymak anlamına geleceğini hatırlatmak istiyoruz. 

Bu hali ile 21.Maddenin yasalaşmasına göz yumulması durumunda hak eden ve halen yoğun bakımlarda aktif olarak görev yapmakta olan yoğun bakım emekçisi meslektaşlarımız belgelendirme için hiç başvuru yapamayacaklar, sonuçta pek çok klinisyenin sorumluluğunun almaktan imtina ettiği “en zor-en yüksek riskli hastalar” sahipsiz kalacaktır. Düzey 3. yoğun bakım ünitesi olmadan çalışamayacak Sağlık Bakanlığı Hastaneleri, Üniversite hastaneleri, A Grubu Özel Hastaneler için “Doktorsuz veya Yetkisiz Doktorlu Yoğun Bakım Üniteleri” devri başlayacaktır. Dolayısıyla bu kurumlarda hiçbir büyük ameliyat yapılamayacak, yukarıda kısmen detayları vurgulanan kritik ciddi hastalar yatırılamayacaktır. Şayet adı geçen ameliyatlar yapılıp sonrasında yoğun bakım ünitelerine alınırsa veya kritik diğer hastalar yoğun bakım ünitelerine yatırılırsa oluşacak problemlerden hukuken sorumlu tutulanlar yetkisiz doktorları, yetkisi olmayan (21. Madde ile alakalı mevcut Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonu kararına göre) konularda görevlendirmek zorunda olan hastane idarecileri olacaktır. 

Hazırlanan yasa tasarısının 21. maddesinin Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonunca değiştirilen hali mevcut uygulamalar, yeni kurulan uzmanlık alanlarında kimlerin uzmanlık belgesine hak kazanabileceği, bir kereye mahsus olarak istisnai yoldan belge almak ile belli bir uzmanlık alanında eğitici olmak gibi konulardabirbiriyle ve ülke gerçekleriyle çelişen; hem bizlerin, hem de yoğun bakım hizmetine ihtiyaç duyan sağlık Kurumlarının, hem de halkın büyük hak/imkan kayıplarına neden olacağını göz önüne alarak değerlendirmenizi, tasarının kanunlaşmasından bir gün sonrasında yoğun bakım kliniklerinde hasta takibi yapacak, tedavi verecek muhatap doktor bulamayacağınız gerçeğini son kez hatırlatmak isteriz. Zorlama, zorla görevlendirme, çaresizlik neticesinde yetkilendirilmemiş olduğu görevi kabul etme sonucunda yoğun bakımlarda çalıştıracak doktorlar bulsanız bile her zaman gerçekleşme olasılığı olan tıbbi komplikasyonlar ve eksikliklerden yetkilendirmediğiniz doktorların değil sağlık kurumu idarecilerinin, ama gerçekte TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonunun sorumlu olacağını özellikle vurgulamak isteriz. 

Yukarıda sıralamış olduğumuz tüm nedenler ile Sağlık Bakanlığının ortaya koymuş olduğu çözüm paketine TBMM nezdinde de sağduyulu çözümler üretilmesini sağlamak için konunun tüm detayları ile yeniden değerlendirilmesi ve doğru çözümün bulunması için başta Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonunda görevli milletvekillerinin, ama aynı zamanda tüm milletvekillerinin konuyu bir kez daha gözden geçirerek doğru kararlar vermesini temenni ediyoruz. Milletvekillerinin bu konuda doğru bilgiler ile doğru sonuçlara ulaşabilmelerinin temini amacı ile tüm yoğun bakımcıların, konu ile alakalı tüm sağlık yöneticilerinin, bu güne kadar tedavi ettiğimiz tüm hasta ve hasta yakınlarının desteğine her zamankinden fazla gereksinim duyuyoruz.

Saygılarımızla

Türk Yoğun Bakım Derneği Yönetim Kurulu

 

2.438 okuma